|
|
Tarih : 13.09.2008 13:12:44 |
|
| M.Ö. 3000 yillarina kadar uzanan Fikirtepe Kalintilari baz alindiginda Istanbul, dünyanin en eski yerlesim mekânlarindan biri olarak karsimiza çikmaktadir. |
|
| |
M.Ö. 3000 yillarina kadar uzanan Fikirtepe Kalintilari baz alindiginda Istanbul, dünyanin en eski yerlesim mekânlarindan biri olarak karsimiza çikmaktadir. 667 yilinda Megarali Byzans'in Sarayburnu'na yerlesimi bugünkü Istanbul'u olusturmustur. M.S 11.yüzyilda sehir, Romalilarin eline geçmesi ile birlikte, dünya kenti olma özelligi kazanir. Sehre ismini veren Constantinus, sehri yeniden planlayarak Roma Imparatorlugu'nun baskenti yapmistir.
Roma Imparatorlugu'nun ikiye bölünmesinden sonra Istanbul Dogu Roma'nin ISTANBUL'UN DÖNÜSÜ
baskenti olarak kalmistir. Istanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafindan fethedilmesinden sonra ise Osmanli Imparatorlugu'nun baskenti olmustur. Bizans baskenti olan Istanbul'un Roma'ya göre çogulcu bir karakteri vardi çünkü dogu ile batinin kesisme noktasinda kurulmustu.
Fetihten sonra Müslüman nüfusun kente yerlesmesi ile birlikte sehrin çogulculuk karakteri daha derin bir anlam kazanmistir. Bu tarihten sonra Istanbul bütün kültürlerin oldugu gibi bütün dinlerin de bulusma noktasi haline gelmistir. Fatih Sultan Mehmet sehrin çogulcu yasantisina herhangi bir müdâhelede bulunmamis, çogulculugun gelismesi için sehrin yerli nüfusunu korumus, onlarin yasama ve ibadet haklarini muhafaza etmistir.
Fatih Sultan Mehmet Anadolu'dan, iç göç esasina göre, Istanbul'a yerlesimi tesvik etmis, fetih esnasinda elli bin olan nüfus kisa sürede iki yüz binlere yükselmis, bugün 'Istanbullu' dedigimiz insanlarin nüvesini de o gün Istanbul'a yerlesenler teskil etmis, binlerce yildir Istanbul'da yasayan Istanbullularla kaynasarak, bugünkü Istanbul kültürünün olusmasina katkida bulunmuslardir.
Istanbul'un gelismesi sadece nüfus artisi ile sinirli degildir. Bizzat Padisah'nin direktifleriyle genis imar faaliyetleri baslatilmis, yeni mekanlar ve bu yeni mekanlarda camiler, yollar, medreseler yapilmis, zamanla kendi içersinde bütünlügü olan semtler ve mahalleler olusturulmustur. Hepsinden önemlisi imar faaliyetleri yürütülürken Istanbul'un tabiatina a'zamî derecede dikkat edilmistir. Sarayburnu, Sultanahmet silüetine bakilinca bu hassasiyet anlasilir. Silüet dogal bir tepe gibidir, imar faaliyetlerinden dolayi çirkinlesmemis, güzellesmistir.
Istanbul'un fetih sonrasinda iki yüz bin olan nüfusu Kanuni'den sonra dörtyüz bine çikmis, yüzyilin basinda ise yapilan bir arastirmada, bu sayinin, bir milyon civarinda oldugu söylenmistir. Bu nüfusun %50'si Müslüman,%50'si gayrimüslimlerden olusmaktaydi. Azinlik nüfusu ise sirasiyla Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerden olusuyordu.
Tarihi Istanbul'un kâbusu 1950'li yillarda baslayan göç olmustur. Sanayilesme hamlesine kalkisan Türkiye'nin lokomotifi (öncelikli sanayi merkezi) Istanbul'dur artik. Fabrikalarin isçi açigi Anadolu'dan karsilanmaya baslaninca göçle gelenlerin yerlesim talepleri ortaya çikmis, bu talep o kadar hizli ve yogun olmustur ki sehir yönetimi, kontrolü elden kaçirmistir. M.Ö 3000 yilinda kurulan Istanbul'un tarihinde elli yil çok az bir süredir, fakat nüfusu bir milyondan oniki milyona çikmis Istanbul'a, her yil bir Gaziantep sehri eklenmistir.
"Sehirlerin ,tarihi ve kültürel kimliklerinden dolayi,dönüstürme özellikleri vardir." yargisindan yola çikarsak bir sehre gelen insanlar, süreç içersinde, o sehrin bir parçasi olurlar. Istanbul'a göçün bas döndürecek derecede çok olmasi, Istanbul'a göç edenlerin referans alacak ve davranislarini özdeslestirecek 'sehirli' bulamamalarina sebep olmustur, göç ile gelenler için 'ideal modeller' kendilerinden birkaç yil önce gelen, ekonomik anlamda imkân sahibi olmus kisilerdir.
Istanbul halkinin tarihle ve tarihi dokuyla yabancilasmasi, dünyanin gözbebegi olan bu sehrin harap olmasina neden olmustur. Bu sehir, uzun yillar talan edilecek bir arsa olarak görülmüstür. Resat Ekrem Koçu'nun anlattigi bir hadise Istanbul'un nasil yok edildiginin resmi gibidir;
' 16. yy da Osmanli'nin tas ustalari dünyanin en iyi ustalari imis, Eyüp Mezarligi'nin mezar tasi ustalarindan birinin oglu ölmüs, o güne kadar bir çok önemli devlet adamina mezar yapan usta, ogul acisiyla, tam iki yil hüzünlenerek, saheser sayilacak bir mezar tasi yapmis, bu mezar 70'li yillarda yol yapimi sirasinda dozerle yikilmistir. Çalisanlar mezari yikmakla kalmamis, taslarini kirarak yola katmislar. O saheserin belediye yöneticileri ve çalisanlari için 'sadece bir tas' olmaktan baska anlami yoktu anlasilan.
Bugün, Istanbul, demografik anlamda doyuma ulasmis, büyümenin son sinirina yaklasmistir, bundan böyle her yil bir Gaziantep nüfusunu kendisine dahil edemez.
Istanbul'un elli yillik göç/yerlesim tarihinin son on yili sehrin kendine gelme çabalari ile geçmistir. Bugünkü sehir yönetimi, baslangiçta, bas edilemez gibi görülen alt yapi problemlerinin üstesinden gelinecegine kanaat getirmistir. Temiz hava, su, yollar, aritma tesisleri, kavsaklar, yesil alan çalismalari ve agaçlandirma faaliyetleri modern bati sehirleri ile boy ölçüsecek nitelige ulasmistir. Iste bu asamada maddi sorunlar kesmekesi ile bas edecegini düsünen Istanbul Belediyesi sosyal problemlerle de ilgilenmeye baslamistir.
Istanbul'da yasayan on iki milyon kisi artik Istanbullu'dur. Hiç kimse kalkip baska bir yere gitmeyecegine göre , Istanbul sakinleri öncelikle sehirle barismayi, daha sonra benimsemeyi, onun ardindan da yasadiklari sehre aidiyet hissetme asamalarina geçilecektir . Ihsana Aktas