GazeteZ

Batı basını klişeleştirmeyi sever. Lakap takmayı adet edinmiştir ve yaptığının karakter suikastı olduğunun farkında değildir. Ayrımcılığın zirvesine çıkar ama farkına bile varmaz. Çünkü Avrupa-merkezcidir ve zaten önde gelen bir gazetede yazma “şerefine” erişmişse kendisini bütün beyazların temsilcisi sayar. Batı gelişmiştir, onlarda insan hakları sorunu olmaz, ayrımcılık olmaz, değil ırklar, cinsiyetler arasında bile ayrım yapmazlar “non-binary” dirler, insanların illa iki cinsten ibaret olduğunu kabul etmezler. Cinsellik “akışkandır” bir hafta öyle bir hafta böyle olunabilir, bu insanın kendi tercihidir.

Batı bütün dinlere saygılıdır ama teröristler Müslümanlardan çıkar. Çünkü sadece onlar “endoktrine edilmektedir”, beyinleri yıkanmaktadır.

Batı basını bütün kültürlere saygılıdır, sadece Batı dışındaki insanların politik tercihlerine saygı duymaz. Çünkü onlar kimi seçeceğini bilmeyen cahil kitlelerdir.

Ruslar gider bir “Çar” seçer. Onun için basında Putin’e “Moskova’nın çarı”, “Kremlin’in yeni patronu” demek mubahtır. Rusya’nın etrafındaki 14 yeni devleti NATO’ya katmak Rusya’ya saldırı değildir ama Rusya durup dururken Ukrayna’ya saldırmıştır. Savaş “Putin’in savaşıdır” Putin çıkarmıştır, Batı hiç üzerine alınmaz. Batı’nın ne işi olur savaşla?  Kurulduğundan beri NATO’nun bazı devletleri içine alması “ilhak” veya “işgal” değildir ama Varşova Paktı bir işgal projesidir ve bu ülkelerin kurtarılması gerekir. Nitekim kurtarılmıştır ancak yeterince kurtarılamamışlardır. Hepsi NATO’ya eklenip tam kurtarılmalı “tam bağımsız” olmalıdırlar.

Ortadoğu’daki bütün devlet yöneticileri diktatördür, otokrattır. Her birinin devrilmesi mubahtır. Çünkü hem halklarına zulüm etmekte hem de Batı’yı işgal için hain ve gizli projeler yürütmekte, kitle imha silahları üretmektedir. Gerçi bu güne kadar bir tane kitle imha silahı bulunamamıştır ve herhangi bir Ortadoğu devleti 9-11 saldırısı ile ilişkilendirilememiştir ama olsun, yapar onlar!  9-11 gibi yüksek organizasyon gerektiren bir saldırıyı 4-5 Arap gerçekleştirebilmekte hatta bunun için Ortadoğu’nun hiçbir istihbarat servisinden destek görmemektedir. Başka ülkelerde kafasına göre darbeler düzenleyebilen ABD istihbaratının nedense 9-11 gibi bir felaketten hiç haberi olmamıştır.

Türklere gelince, Türkler kendilerine “Sultan” seçer, onun için Türk Cumhurbaşkanına “Boğazın Sultanı”, “Yeni Osmanlı Sultanı” demek, Adının başına “Giderek daha fazla otokratlaşan…” terimini eklemek, devleti temsil için inşa edilen Külliye’ye “Sultanın yeni sarayı” demek mubahtır. Çünkü orası Élysée Sarayı’ndan büyüktür. Bir ülkede “Hristiyan Demokratlar” iktidara gelirse onlar “Hıristiyan eğilimli” değildir ama Türkiye’de “Adalet ve Kalkınma Partisi” iktidara gelirse her satırda, her cümlede “İslami Eğilimli Adalet ve Kalkınma Partisi” demek şarttır. Çünkü “İslami” ön-ekinin her Batılının beyninde “terör” kavramını uyandırması zaten önceden tamamlanmış bir algı operasyonudur.

Öte yandan “ileri demokrasiye sahip” ABD’nin liderlerine hiçbir lakap takılamaz. Mesela orada olmayan kişilerle el sıkışmaya kalkan, iki adımı düzgün atamayan, kart bunak Biden hakkında kimse “the senile old fart” (Yaşlı Bunak Osuruk) diyemez. Çünkü Batı insanı bilinçlidir, yanlış kişileri seçmez. Oysa ABD başkanları dünyanın en geniş yetkilere sahip ancak en işlevsiz liderleridir. Ülke Pentagon vesayetindedir. Pentagon, Reagan gibi dünyadan habersiz aktörleri iktidara getirir ve o kuklalar aracılığı ile o en geniş yetkileri kullanır. Arada J. F. Kennedy gibi “çıkıntılık” yapan olursa da ya kim vurduya gider veya Trump gibi evini FBI basar.

Amacım genel olarak Batı’nın dünyaya nasıl baktığını anlatmak değil. Bu konuda yazılanlar bir kütüphane doldurur. Avrupa Merkezcilik denen ve son elli yılda ABD’yi de içine alan bu algı operasyonun nasıl yürüdüğü konusunda birkaç küçük örnek vermek.

Başından beri algı/imaj her şeydi. Gerçeklerin hiçbir önemi yoktu. Farkındaysanız yaratılan algı daha sonra yapılanların sorgulanmamasını sağlıyor. Putin’in bir “Çar” olduğu algısı yerleştirildikten sonra bugün Putin’e karşı toptan bir operasyon hatta bir suikast hiçbir Batılıya garip gelmeyecektir. Nitekim yeterince algı operasyonundan sonra kimse Saddam’a, Kaddafi’ye Mübarek’e ne olduğunu fazla sorgulamamıştır. Rusya’nın desteğini almasa Esad’ın da sonunun Saddam gibi olmasını kimse yadırgamayacaktı.

Benzer algı operasyonlarının Sayın Cumhurbaşkanımız için defalarca yapıldığını her gün izliyoruz. Hatta biliyoruz ki bir noktada algı operasyonu tamam sanılıp 7 Şubat MİT kumpası ve “Türk Baharı” soslu Gezi soytarılıkları ile gerçek operasyonlara başlanmış, sonuç alınamayınca da 15 Temmuz’da doğrudan suikast teşebbüsüne girişilmiştir. O darbenin önlenişi Dünya tarihinde bir ilktir. Bir gün bütün dünya bu ülke insanının basiretini ve faşizme karşı mücadelesini takdir edecektir, lakin bugün hala dünya aynı darbeci haydutların elindedir. Nitekim ara ara kafasını çıkaran “Türk ordusu biyolojik silah kullanıyor” hainliklerinin amacının ülkemizi “kitle imha silahı üreten ülke” olarak lekelemek ve yapılacak her türlü müdahaleyi haklı göstermek olduğunun gayet farkındayız.

İşte tam da bu nedenle ben bu Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımızın vereceği “Türkiye Yüzyılı” mesajını merakla bekliyorum.

Eğer bir Türk yüzyılından söz edebileceksek her şeyden önce işte bu Avrupa Merkezci algı operasyonlarını kırmamız, seçtiklerimize sultan, diktatör denilmesini önlememiz, seçimlerimize dünyanın saygı duymasını sağlamamız gerekmektedir.

Cuma bir milat olsun.

Haydi İnşallah!

@kalemciler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir